Özkan DİKMEN
SEÇİM SÜRECİ


SEÇİM SÜRECİ


Tekirdağ başta olmak üzere ülkenin birçok bölgesinde erken seçim söylemleri var. Bu söylemlere aslında kısaca siyasi dedikodu diyebiliriz fakat bir taraftan da ‘NABIZ’ yoklama düşüncesi de hakim olabiliyor.

 

Bu söylem ve dedikodular içinde siyasi partiler kongrelerle kendilerini yeni bir seçime hazırlarken şehrimizde de durumun çok farklı olmadığını söylemek sanırım yanlış olmaz. Hal böyle olunca yine eski fitneler harekete geçip özellikle CHP içindeki kavgayı körükleme çabası içine giriyorlar.

 

Tekirdağ’da CHP’nin yaşadığı seçim süreci kadar diğer partiler ömür billah bir araya gelse aynı kaosu beceremez. Zaten CHP eğer bir kayıp içindeyse bunu diğer partilerin başarısına bağlamak çok doğru tespit olmaz. Çünkü CHP içindeki kavga zaten yeteri kadar kendilerine yetiyor ve zarar veriyor.

 

Bakın Süleymanpaşa, Çorlu vs diğer ilçeler kongre süreçlerini yürütüyorlar. Delege seçimleri yapılıyor ve daha işin başında herkes kırıp dökmeye başladı. Bunu çoğu zaman belli etmeseler de iyi analizci bir gazeteci kolaylıkla fark edebiliyor.

 

Yapılan imalı konuşmalardan tutunda kimin kine vücudunu nasıl döndüğüne kadar her birinin seceresini okuyacak kadar da siyasilerin nabızlarını alabiliyoruz. Daha ben hiç tanık olmadım kavgasız ve kapı arkalarında birbirine ağır hakaretler ederek seçim çalışması yapan bir CHP’ye.

 

Özellikle Süleymanpaşa’da halen belediye başkanlığının kaybetmenin mağlubiyetini kimse üzerine almamışken günah keçisi ilan edilen Ekrem Eşkinat ise gelen tüm ağır eleştirilere göğüs germek zorunda kalıyor. Oysa mağlubiyetin tek sorumlusu Eşkinat değil.

 

Tabi ki, Cüneyt Yüksel ve ekibinin ciddi bir başarısı var. Seçim kazanmak için ne gerekiyorsa yaptılar. Her fırsatı kazanca çevirmesini bildiler. Bugün de görüyoruz ki, başarılı bir çalışma içinde vatandaşların talepleri doğrultusunda icraatlarını yapıyor. Eleştiri hakkımızı saklı tutarak Cüneyt Yüksel’i şimdilik rahat bırakıyoruz. Bunu da bir kenara not düşelim.

 

Söylemek istediğim CHP içinde bu kavgalar olduğu sürece iki parçalı, üç parçalı hatta paramparça bir siyasi örgüt hep karşımızda duracak. Söylerken Atatürk’ün kurduğu parti ile cümleye başlansa da herkes arka planda kendi çıkarlarını ön planda tutmaya devam ediyor. Ben bunları yazıyorum diye şimdi bana büyük yüklenecekler ama geldiğimiz noktada durumun kısa özeti de bu cümlede saklı. Herkes menfaati kadar Atatürkçü.

 

Gerçekten memleketi düşünenlerin iş başında olacağı bir siyasi yapılanması özlemiyor da değilim. Bunu herkes için söylemiyorum ama sağ kanadın dini istismar ederek zorlama yapmasına ne kadar kızıyorsak, sol kanatta da Atatürk söylemleri ile milleti bunaltanlara o kadar kızıyoruz. Çünkü bu millet öyle bir millet ki, ne dininden vaz geçer, ne Atatürk’ün den, ne de toprak bütünlüğünden.

 

Özgürlüğünü sonuna kadar yaşamayı seven bir millete hiçbir şeyi dayatamazsınız. Sonuç her zaman vahim olmuştur.

 

İşte bu noktadan hareketle CHP içindeki süreçte üstten bakan ve dayatmacı zihniyetle siyaset yapmaya çalışan, ‘onunla anlaştı, bununla anlaştı, herkesin ortak adayı’ söylemlerinden uzak kendi iradenizle bir seçim geçirin. Yapın bakın çok güzel olacak.


Yayınlanma Tarihi : 2019-11-18 18:18:11
Okunma Sayısı : 219
reklam yan

Özkan DİKMEN Diğer Yazıları

Nöbetçi Eczane
YOTUBE
Günlük Kurlar