Dyt. Emine GÖRÜCÜ
UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI


UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI

 

 20 li yaşlara kadar aslında ne yediğimizin, ne yaptığımızın pek önemi yoktur çoğumuzun. 30 lara gelindiğinde şöyle bir silkeleniriz ve hafiften dikkat etmeye başlarız. 40 yaşlarda ise göz başta olmak üzere bedenimizde ve ruhumuzda farklı yönlere yolculuk başlar. İşte çıkılan bu yolculuklar aslında geleceğin ve bedenin farkındalığıdır, olgunluğa geçiştir.

 

Hector Garcia ve Francesc Miralles’in yazdığı  Japonların yaşam felsefesini anlattığı ‘’IKIGAI’’ adlı kitabı okumadıysanız okuyun derim size. Sağlıklı ve mutlu yaşam konusunu, bir kültür üzerine yapılan hem bilimsel çalışmaları hem de  gözlemleri harmanlayarak çok güzel bir dille anlatmışlar. Kitabın tek cümleyle özeti ‘’hep meşgul kalarak mutlu olmak’’ !. Bu hafta yazımın çıkış noktası bu kitap olduğu için bahsedeyim dedim.

 

Uzun ve sağlıklı yaşamak aslında sanılanın aksine çok kolay. Ancak Gelişen endüstri ve teknoloji ürünleri sayasinde bu oldukça zor hale geliyor. Kaç kişi hayatımıza çok sonradan yerleşmiş bol kalorili işlenmiş gıdaları gördüğünde karşı koyabiliyor ki? Anlık zayıflık sizi anlık mutlu edebiliyor ancak uzun vadede gizli silah sinsice harekete geçerek geleceğinizi mahvediyor. Bilim adamları sağlıklı ve uzun yaşayan toplumları araştırdıklarında gördükleri, sağlıklı beslenme, hareketli  ve amaç edinilmiş bir yaşam olmuş.  Aşağıda maddeler halinde anlatmaya çalışacağım sağlıklı  ve uzun yaşamın gerekliliklerini  göreceksiniz ki aslında bildiğiniz ve süslü laflarla etrafınızda dolananlardan başka bir şey değil ve sır ise hiç değil. O halde başlayayım sıralamaya;

 

  • Hayatınızdan stresi mümkün olduğunca uzak tutun; Stresin dozunda olanı vücudu, karşılaştığı dış tehlikelere karşı tetikte tutar. Ancak fazlası bedeni ve ruhu yıpratır. Sters mekanizmasının işleyişi ise; beyin tehdit algıladığında nöronlar kortikotropini tetikler ve adrenalin ile kortizol açığa çıkar. Adrenalin solunumu hızlandırarak kasların hareket halinde olmasını sağlarken kortizol ise hareketi gerçekleştirecek enerjinin açığa çıkmasını sağlar. Hani bazen deriz ye ‘’bir iman gücü geldi bana…’’ ‘’ yaptım ama nasıl? Bende bilmiyorum’’ cümlelerinin açıklaması basitçe budur. Sterin yıpratıcı gücü de buradadır, yani bedenin bütün fonksiyonlarının çalışması gerekenden kat kat fazla çalışmasıdır.
  • Günde en az 3 öğün ve gerektiği kadar beslenin. Bedeninizin gereğinden az beslenmesi, organların daha yavaş çalışmasına ve bir süre sonra organlarda problemlerin yaşanmasına neden olur. Bedeninizin gereğinden fazla beslenmesi ise alınan besinleri sindirmek ve depolamak için daha hızlı çalışmasına, yorulmasına ve sonunda organların –kasların etrafının yağ ile sarılmasına neden olur.
  • Hayvansal gıdaların beden için gerekli oılanlarını gerektiği kadar tüketin. Dünya sağlık örgütü yapılan çalışmalar doğrultusunda ortalama yetişkin bir bireyin günlük 5 porsiyon et, peynir ve yumurta tüketebileceğini söylüyor.  Yani 1 yumurta, 30 gr peynir ve 90 gr da et demek oluyor bu. Et seçimlerinizi haftada 3 gün balıktan yana kullanmanız (kızartma hariç) sağlıklı omega-3 yağı almanızı sağlar ki omega-3’ün sağlık demek olduğunu bilmeyen yok gibi artık. Bir diğer hayvalsal kaynaklı ürün olan Süt, yoğurt  ise günlük 2 porsiyon öneriliyor. Yani 2 su bardağı süt ya da 2 su bardağı yoğurt demek oluyor bu da.
  • Beslenmenizde meyva ve özellikle sebzeye geniş bir yer açın. Sebze ve meyva grubunda yer alan besinler ister pişmiş, ister çiğ olsun sağlığın ve peşinden gelen uzun yaşamın temek kaynağında yer alıyor. Japonya’da 100 yaş üstü bireylerin hayatında sebze-meyvanın günlük olarak tüketimi 2.5 kg. Tercih size kalıyor. Endüstriyel ürün dediğimiz hazır gıdalar yerine meyva atıştırmalıkları yapın kendinize.
  • Zihninizi, yeni bilgiler ekleyerek sürekli  meşgul tutun. Kitap okuyun, bulmaca çözün, yeni insanlarla tanışın, yeni yerler keşfedin. Kendinize ve çevrenize zaman ayırın ve gülmek için fırsat kollayın. Hayata pozitif bakmak ve sosyal olmak emin olun sizi stresten de uzak tutacaktır ve göreceksiniz ki canınızı sıkan sizi zorlayan sorunları da daha hızlı çözüme ulaştıracaksınız.
  • Hayatınızı oturarak geçirmeyin, çok oturmak bedeninizi yaşlandırır. Kaslarınız zayıflar, organlarınız daha yavaş çalışır ve tembelleşirsiniz ve bu da size kısır bir döngü sunar.Yürümemek için kendinize bahaneler üretmeyin. İşinize ya da evinize kapanıp kalmayın. Sosyal etkinliklere katılın, işe-eve  yürüyün, arkadaşlarınızla buluşun, spor yapın. Bu tip etkinlikler tembelliğin düşmanıdır. Bu etkinlikler bedeninizde sandığınızdan daha fazla etkileşim yaratır ve sizi gülen, pozitif sağlıklı bir insan olmaya zorlar.
  • Ne daha az ne de daha çok uyuyun. Sağlıklı yetişkin bir birey için ortalama 7-8 saat uyku idealdir. Uyku sırasında salgılanan melatonin sayesinde daha genç ve parlak bir cilt görüntüsüne kavuşursunuz. Melatonin 30 lu yaşlardan sonra azalmaya başlar ve 40 lı yaşlardan sonra yaşanan uykusuzluk ile farkedilir. Bu nedenle hani başlarda da dedim ya 40 yaşlar yolculukların başladığı asıl yaşlar diye. Melatonin salınımının azlığının bir diğer göstergesi de özellikle elerde ve yüzde görülen kahverengi lekelerdir. Bu yaşlarda gerektiği kadar uyuyabilmek için, uykuyu olumsuz etkileyen kafein,alkol, sigara, düzensiz beslenme gibi kötü alışkanlıklarda uzaklaşmak gerekiyor.

 

40’lı yaşlar aslında size bir alarm çalan saat gibi uyarılar veriyor. Bu uyarıları görüp tedbir alınırsa beden kendini toparlayıp yoluna devam ediyor. Tedbir alınmadan devam ediliyorsa ,yol kısalıp bitiyor…

Uzun ve sağlıkla yürüyebileceğiniz bir yol diliyorum hepimize. Sevgi ve sağlıkla kalın.


Yayınlanma Tarihi : 2019-04-19 11:19:16
Okunma Sayısı : 288
reklam yan

Dyt. Emine GÖRÜCÜ Diğer Yazıları