Özkan DİKMEN
BU VİCDANSIZLIK

Malumunuz son dönemlerde, hatta neredeyse uzun zamandır sürücülerin tek sorunu var. Yazılan trafik cezaları. Bu cezalar öyle bir boyuta geldi ki, anladığım kadarıyla Tekirdağ’da trafik cezası yemeyen sadece birkaç ağa baba kaldı. Onlar da zaten ceza yemezler.

Bana standart her ay bir tane geliyor. Ben alıştım. Normal şartlarda yediğim cezalara itiraz dahi etmiyorum. Ancak görevli olarak yaptığım çalışmalar sırasında yediğim cezalara tepki göstermezsem kendime haksızlık etmiş olurum. Böylelikle daha önce de yazdıklarımız gibi kendi başımıza gelenle birlikte büyük çoğunluğun da sesi olma gayreti içindeyiz.

Çünkü her gün özellikle sosyal medyadan birileri yedikleri trafik cezalarını paylaşıyor. Bizim araçlarınız çok değil birazcık özel olan araçlar. Bunu bile bile ceza yazan trafik ekiplerinin ise gerçekten o anki ruh hallerini merak ediyorum. Üstelik trafik kurallarına en fazla dikkat eden birisi olarak bu kadar cezayı yemek benim de ağırıma gidiyor. Üstelik bu konuda sürekli Emniyet Teşkilatının yanında olup sürücüleri uyarın birisi olarak.

“Ona bir geçireyim de cezayı bak buraya park ediyor mu?” diyen trafik polisi de var. “Arkadaş kaldır aracını lütfen, bak ceza yazmak zorunda kalacağım. Yazık senin parana da” diyen trafik polisi de var. Bu nedenle sapla samanı ayırarak bu yazımın yazıldığına da dikkat çekmek isterim.

Her meslek grubunda olduğu gibi sabah yatağından stresli kalkan trafik polislerimiz de var. Bunu da biliyoruz. Ancak bilinmesi gereken bir durum daha var ki, kendi streslerini ve gerginliklerini vatandaşa yansıtmayacakları bilinci ile yetiştirildiler.

Buradan özellikle muhalefet milletvekillerine de seslenmek isterim. İçişleri Bakanlığına bir soru önergesi vererek en fazla trafik cezasının yazıldığı ili öğrenelim bakalım neresiymiş. Hatta tüm sıralamayı alabiliyorsak şahane olur. En fazla trafik cezası yazılan illeri bilmem ama en az trafik cezası yazılan illeri tahmin etmek zor değil. Hal böyle olunca insanın zoruna gidiyor.

Tekirdağlı sessiz diye sürekli üzerine yük koymanın manası yok. Sessiz at da bir gün sağlam çifte atar. İnsanlar zaten korona felan çıldırmak üzere. Ekonomik sıkıntı almış başını gidiyor. Bir de üzerine ciddi rakamlardaki trafik cezaları sürpriz bir şekilde gelince işin psikolojik şekli değişiyor.

Gelen emirlerle bölgemizdeki trafik polisleri veya genel anlamı ile kolluk kuvvetlerimiz de ne yapacağını şaşırdı. Sorarsan onlar da haklı.

PTT önünde saatlerce engelli park yerine aracını bırakarak bankalarda keyfe keder işlerini halledenlere ceza yazılmazken, sadece 3 dakika, evet 3 dakikalığına çift sıra park etmeyelim diye engelli yerine park edip gazetemizi postaya vermenin cezası 264 lira. Üstelik basın aracı, üstelik Emniyet Genel Müdürlüğü imzalı kartı üzerinde, üstelik konu ile ilgili oradayım. Ve ey mübarek orada nöbet mi tutuyorsun bizim araçlar için. (bu sadece bir örnek)

Devletimize boynumuz kıldan ince. Ancak devletimizi yönetenlerin vatandaşın sesine kulak vermesi zamanı çoktan geçti. Umarım daha da geç kalınmaz. Ayrıca devletimiz memuru da biraz daha anlayışlı ve bilinçli olsun isterim.

Ha bu arada ola ki, trafik cezasına itiraz ettiniz. O itirazınızın kabul olma ihtimali %0001. Oranı anlayabildiniz mi bilmem ama anca o kadar ihtimal var. Eğer itiraz etmiş iseniz işte o zaman cebinize yediğiniz ceza kadar daha para koymanız gerekiyor. Niye mi? E artık Emniyet Müdürlüğü de avukatla çalışıyor. Her bir itiraza aynı ölçüde avukatlık ücreti de üzerine ekleniyor. Yani erken ödemede indirimden faydalanırken, itirazda bindirimden faydalanıyorsunuz. Bu da benden size en iç gıcıklayıcı bilgi olsun.

Yayınlanma Tarihi : 2020-10-12 16:43:37
Okunma Sayısı : 159
reklam yan

Özkan DİKMEN Diğer Yazıları