Habibe Tilki UZEL
Bir kadın hem anadır hem evlattır

Geçtiğimiz köşe yazımda 2020’de başımıza gelmeyen kalmadı sanırım pek çoğumuz senenin ortasında olmamıza rağmen şimdiden 2021’e girmeyi istiyor dedim. Evet, malum bu sene gerçekten olmaz dediğimiz ne varsa az çok insanları buldu. Temennimiz gelmiş geçmiş olsun, yaşanan talihsizlikler tekrarlanmasın.

Ancak gel gelelim ki bu ülkede evvel ezelden kadına şiddet, kadın cinayetleri olayları var. yıllar önce de vardı, 2020’de de oldu ne yazık ki bundan sonrada olmaya devam edecek gibi. 2020’de yaşanan kötü olayları sıralarken fark ettim ki kadın cinayetlerine yer vermemişim. Oysa 2020’nin son 4 ayında 98 kadını erkek şiddeti sonucu kaybettik. Bu rakam senenin sadece 4 ayı için geçerli seneyi kim bilir hangi rakamla kapatacağız?

Bu konu gerçekten çok ama çok hassas ve hiç birimiz kadın cinayetleri mevzusuna alışmış olmayalım. Gazetelerin üçüncü sayfaları kadın cinayetlerinden geçilmiyor ancak öylece okunup geçiliyor. İnsan hayatı mevzu bahis ama konu o kadar basite indirgeniyor ki kimsenin elini taşın altına koyduğu yok. Daha dövülüp, boğulup, yakılan, üzerine beton dökülen Pınar Gültekin haberine karşı isyanımız dinmemişken çoktan yenileri eklendi bile. İstanbul'da Bahar Ö., Diyarbakır'da ise Mücella D. kocaları tarafından katledildi. İstanbul Büyükçekmece’de yaşanan kadın cinayetinde cani koca Ü.Ö., kıskançlık krizine girip 8 yıldır evli olduğu Bahar Ö.’yü uykusunda boğarak öldürdü. Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde de 34 yaşındaki Mücella D, evinde silahla vurulmuş halde bulundu. İddiaya göre, Mücella’nın kocasıyla yaşadığı tartışmadan kısa bir süre sonra evden silah sesi geldi.

Yine kadınların aslında en sevdikleri sonlarını getirdi. Nasıl acı bir tablo bu. Geriye kalan o evlatlar bundan böyle hayatlarına nasıl sağlıklı bir ruh haliyle devam edebilirler ki? Annesi ölüyor toprağa gidiyor, katil ise babası… Bu nasıl ağır bir durum? Bu vahşeti, bu trajediyi o kadına, o çocuklara, o aileye yaşatmış olmanın nedeni hangi kıskançlık krizi, hangi ihanet olayı, hangi anlaşamamazlık olabilir ki? Bunu benim aklım almıyor. Eminim çoğumuzun aklı almıyor ancak gözünü kırpmadan bu olayları hayata geçiren erkeğim diye geçinen zavallılar bir ton bu ülkede.

Devlet yetkilileri çıkıp Pınar için, Ayşe için, Hatice için içimiz yanıyor demeyecek. Bu ülkeye şart artık caydırıcı özelliği bir hayli yüksek yasaların gelmesi. Koyacaklar kendi kızlarını bu kadınların yerine, o geriye kalan evlatları alacaklar gözlerinin önüne. Ölen öldüğü ile kalıyor katil çıkıyor mahkemeye giyiyor takım elbise, takıyor parlak bir kravat e nasıl olsa ölen öldü çıkıp gelip kendini aklayamacak ya saldır babam saldır, at iftira atabildiğin kadar. Ölen o zavallı kadının o mahkemede ne iffetsizliği kalıyor, ne namussuzluğu, ne kötü anne oluşu vurabildiği her yerden vurmaya çalışıyor canavar ruhlu katil. Hop iyi hal indirimi hop tahrik bilmem nesi. Sonra gelsin kadın cinayetlerinin yenisi.

Bu ülkede çok daha önemli konular varken halen cinsiyetçilik üzerine yapılan katliamlar gerçekten toplumumuzu şuradan şuraya götürmüyor.

2019 yılında Türkiye’de 474 kadın öldürülmüştür. 2019'da öldürülen 474 kadından 185'i ateşli silahlarla, 101'i kesici aletle, 29'u boğularak, 6'sı kimyasal ilaç, 27'si darp edilerek, 6'sı yakılarak, 19'u yüksekten atılarak öldürüldü. 101'inin nasıl öldürüldüğü tespit edilememiştir. Daha ne bekleniyor doğru düzgün yasaların çıkartılması için. Artık sadece içimiz yandı, yazık oldu, baharında gitti gibi cümlelerle durumu geçiştirmeyelim. Yoksa bu ülkedeki bugünün küçük kız çocukları yarınlarda ciddi tehlikeler altında yaşıyor olacaklar. Bir kadını ikiye böldüğünüzde yarısı evlat, yarısı anadır. Bir kadını öldürdüğünüz zaman hem bir evladı hem de bir anneyi öldürmüş olursunuz…   

Yayınlanma Tarihi : 2020-7-28 17:07:05
Okunma Sayısı : 301
kiremitçiler

Habibe Tilki UZEL Diğer Yazıları