Özkan DİKMEN
EN AZINDAN KIVIRMADI(!)

Biraz sert bir başlık attığımızın farkındayım. Evet, Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Onur Bozkurter'den bahsediyorum. Malum, son günlerin en önemli gündem maddesi CHP'deki butlan tartışması ve bu süreçte herkesin nerede durduğu…

Onur Bozkurter, seçimi nasıl kazanmış olursa olsun, halkın iradesiyle o koltuğa oturdu. Ben ise göreve geldiği ilk günden bu yana o koltuğun hakkını vermek için samimiyetle mücadele eden bir belediye başkanı görüyorum. Kimilerine göre "acemi", kimilerine göre fazla özgüvenli biri olabilir. Ancak benim gördüğüm; eksiklerini gidermeye çalışan, ilçesi için gece gündüz koşturan ve sorumluluktan kaçmayan bir belediye başkanı olduğu.

Beni tanıyanlar bilir; Marmaraereğlisi'nin bende ayrı bir yeri vardır. Orası benim için sadece bir ilçe değil, huzur bulduğum, nefes aldığım özel bir yerdir. Bunaldığım zamanlarda kendimi o tarafa atar, biraz vakit geçirir, sonra yeniden merkeze dönerim.

Ama aynı zamanda herkes bilir ki Marmaraereğlisi'nde siyaset yapmak da, politika üretmek de, hizmet etmek de sanıldığı kadar kolay değildir. Hatta Tekirdağ'ın en zor ilçelerinden biridir. Dengeleri farklıdır, beklentileri yüksektir, eleştirisi hiç bitmez. İşte Onur Bozkurter de yaklaşık iki yıldır bu zorlukların tam ortasında görev yapıyor. Buna rağmen geri adım atmadan çalışmaya devam ediyor.

Şimdi gelelim asıl meseleye...

Malum, Başkan Onur Bozkurter CHP çatısı altında seçime girdi ve seçimi kazandı. Aldığı oy oranını eleştirenler olabilir. Karşısında güçlü bir muhalefet olduğunu söyleyenler de çıkabilir. Ama unutmayalım ki bugün çok başarılı dediğimiz, çalışmalarını takdir ettiğimiz Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay da son seçimde bir önceki seçime göre daha düşük oy almasına rağmen belediye başkanı seçildi. Üstelik seçmen sayısı yaklaşık 20 bin artmış olmasına rağmen...

Demek ki mesele sadece sandıktan çıkan oy oranı değil. Asıl önemli olan, o sandığın ortaya çıkardığı insanların görev süresince ortaya koyduğu performanstır.

Gelelim bugün yaşanan siyasi tartışmaya...

CHP'deki butlan sürecinde Onur Bozkurter tavrını en başından itibaren açıkça ortaya koydu. "Ben CHP'de kalacağım." dedi ve söylediğinin arkasında durdu. Kimileri bu tavrı doğru bulabilir, kimileri yanlış değerlendirebilir. Bu tamamen siyasi bir tercihtir ve elbette tartışılır.

Ben burada doğru ya da yanlış olduğuna hükmetmiyorum.

Ben, duruşundan bahsediyorum.

Çünkü siyasette en kıymetli şeylerden biri, insanın ne düşündüğünü açıkça söylemesi ve söylediğinin arkasında durabilmesidir. Rüzgâra göre yön değiştirmemek, şartlara göre pozisyon almamak, günü kurtarmaya çalışmamak da bir karakter meselesidir. Onur Bozkurter bu süreçte en azından ne düşündüğünü gizlemedi, kıvırmadı, farklı çevrelere farklı mesajlar vermeye çalışmadı. Bunun takdir edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Elbette doğru yaptıysa bunun siyasi karşılığını görecektir. Yanlış yaptıysa da bunun hesabını yine sandıkta, siyaset kurumunun içinde verecektir. Demokrasi zaten bunun için vardır.

Sırf bir şey söylemiş olmak için insanları karalamanın ise kimseye faydası yok. Hele hele oturduğu yerden dedikoduyla siyaset yapan, kulaktan dolma bilgilerle ahkâm kesen, hiçbir sorumluluk almadan etrafına hava basan insanların söylediklerine bugüne kadar itibar etmedik, bundan sonra da etmeyiz.

Çünkü siyaset dedikoduyla değil, duruşla yapılır.

Bugün Onur Bozkurter için söylenebilecek en net cümle de şudur:

Katılırsınız ya da katılmazsınız… Ama en azından kıvırmadı.

Yayınlanma Tarihi : 2026-7-31 13:38:04
Okunma Sayısı : 53
reklam yan

Özkan DİKMEN Diğer Yazıları